kardeşlik bu’dur.

images (2)Artık diyoruz biz kardeşliği unuttuk, bırakın sevinçleri paylaşmayı acılarımıza beraber üzülmeyi de unuttuk. Son zamanlarda hep bu minvalde gelişiyordu zihnimizde düşünceler..En son Soma’da yaşanan olaylar kalemini sevdiğimiz bazı yazarların bu tür yorumlarına sebep oldu. Halbuki şimdi anlıyorum ki ruhumuzdaki kardeşlik aynı lakin üzerimize fitnenin gölgesi dahi düşmeye görsün…Kaybediyoruz güzel yanımızı diye ah etmedeydi gönlüm acizane.

Ramazan geldi. Yazılacak söylenecek pek çok gündemim vardı ama bir olayla hayata bakışı değişiyor bazen insanın, yaşanan koşturmacanın bir boş heyula olduğunu anlayıveriyor. Aslında paylaşacak daha önemli şeyler var diyoruz hem halimize hem gönlümüze bir hiza verme çabasına girerken. Rabbim kimseye böyle sıkıntı ve imtihanlar vermesin diye dua ederken duamızın bir yanında, belki akrabamızdan birinin başına gelmesinden daha çok etkiliyor sevdiğimiz bir insanın canının yanması düşüncesi var oluyor. Kardeşin kardeşten üstün olduğunu gönlün kandan üstün olduğunu yaşatıyor bir nevi…  Hayatı daha dolu yaşamak gerektiğini ve insana daha çok kıymet vermek gerektiğini  hatırlatıyor. 

Bilhassa aldığım bu üzücü haber , bir imtihan ve ibret vesilesei ve hatta o hocamın sebebiyle şu mübarek ayda O cc.na daha fazla yönelme isteği. İmtihan ve rahmet birbirinin içinde gizlenmiş sanki…ve bu haber gözlerimizi kör eden, zihnimize çizik atan bir hal alsa da iç dünyamıza önemli notlar düşüyor. Bunlardan en barizi de kardeşlik. Yol arkadaşı olmanın güzelliğini yaşayarak, “sofiler has kardeştir” diyen büyüğmüzü hatırlatıyor bize… geceleyin bir mide ağrısı yaşayıp ruyalarıma taaaluk eden bu durum uyandığımda havf ve reca arasında diyor…”O’ndan yalnız kafirler ümidini keser.” Bir de hocamın o güzel vasfını daha çok kendime aksettirme çabası; insana kıymet verme. Her insanı ne ya da kim olduğuna bakmaksızın genelde O’nun kulu, özelde Baba (ks.)’nın evladı gözüyle bakıp kollamak. İşi gönlünü ortaya koyarak yapmak. Ne diyordu Seyyidim sohbetinde; “her işin başı sevgidir.”  Ancak bu şekilde “gönüller yapmaya geldik” nidasının sahibi olabilir ve bunu yaşatabilirsin.  İşte böyle bir anlayışla hizmet ederse insan buna mukabil bir duyguyla  misafir oluyor gönüllere ve dualara; araya ayrılıklar, yıllar, yollar ve onca yaşanmışlık girse de…

Kardeşlik budur diyorsun ve söz bitiyor. Hamdolsun hale, duaya ve gayrete devam. 

Reklamlar

sabaha ağıt…

Gece olur, gün biter..Göz bir şey demez.

Gönle sorarsın bal mı, zehir mi?

Gönül ne bilsin; içer sunulan her kadehi…

Gönül ne desin; “ya” der, “ne sanmıştın kendi diyarını”

Sevgilisiz gör bakalım gülistanını.”

..

182582_380655135342158_623926687_n

 

Sonra tek dua.

Dile yasak koyar gibi; hayrola..

Yaş biter, söz tükenir…

Elbet gönlü ve içindekini en iyi Allah bilir.

Allah’ım sonsuz olanı biz sevdir…

Böyle dua ile yaşamalı gayrı…  Ne sabahı duymalı, ne geceye kanmalı. Ne hızlı geçip gider aşk diye inandığımız, ne kalesiz akar zaman sandığımız…İşte böyle bir vakitte şiir iyi gider. Hangisi mi?

 

ADI AŞK

 

Cihânı hiçe satmaktır adı aşk
Döküp varlığı gitmektir adı aşk

Elinden şekkeri ayrığa sunup
Ağuyu kendi yutmaktır adı aşk

Belâ yağmur gibi gökten yağarsa
Başını ona tutmaktır adı aşk

Bu âlem sanki oddan bir denizdir
Ona kendini atmaktır adı aşk

Var Eşrefoğlu Rûmî bil hakîkat
Vücûdu fâni etmektir adı aşk.

Eşrefoğlu Rumi

Fuzuli’den…

(2005’te defterime alıntıladığım bir gazel… Fuzuli’den… ben çok sevdiğim için buraya da ekliyorum.)

images (6)

Hasılum yah ser-i kuyunda beladan gayrı

Garazum yoh reh-i aşkunda fenadan gayrı

(Evinin yanında beladan başka kazancım yoktur

Senin aşkının yolunda ölmekten başka da bir arzum yoktur.)

Ney-i bezmi gamem ey mah ne bulsan yele ver

Oda yanmış cismimde hevadan gayrı

(Gam meclisinin neyiyim.

Ey ay yüzlü, ateşe yanmış kuru vücudumda havadan (aşktan) başka ne bulursan yele ver; alsın götürsün)

Ne yanar kimse bana ateş-i dilden özge

Ne açar kimse kapum, bad-ı sabadan gayrı

(Ne bana gönül ateşinden başka yanan vardır,

Ne de sabah rüzgarından başka kapımı açan bulunur.)

Bozma ey mevc gözüm yaşı hebadan ki bu seyl

Koymadı hiç imaret bu binadan gayrı

(Ey dalga, gözyaşımın kabarcıklarını bozma,

Zira bu sel bu binadan başka sağlam bir şey bırakmadı.)

kalbimiz nerede?

imagjkges-Dostum kalbimi bulamıyorum.

Böyle demişti bir gün Bistamlı Tayfur ks. ve dostları evinde bir salkım üzümden başka bir şey bulamamışlardı.Onunda tasadduk edilmesinden sonra Beyazıd-i Bistami;
-işte, şimdi buldum kalbimi, demişti.
-Nerede bulamıyorum.
-Nereye koyduysan oradadır yavrum.
derdi küçükken annem bir şeylerimi kaybettiğimde…
Şimdi kime sorsam bilemiyorum. Tek parça halinde midir hala yoksa dağınık sevgilerden parçalanmıştır? Bir akşam orada, yarın sabah burada mıdır?
O’ndan başkasına emanet etmedim, hayır! Yalnız arada bir kaydı, döndü. İbresini şaşırdı arada bir. Hiç O’ndan öte olmadı; O izin vermezdi zira…
“Rabbin seni ne unuttu ne de terketti!”
Şüphe yok; sahip, malik, idare eden, veren, alan, isteyen, isteten, döndüren ve pişmanlık kıvamına sokan hep O, her şeyde; zerreden küreye O…

Kapında bütün parçalarımı toplayıp, nazarınla şereflenmeyi nasib eyle..
En şerefli olmak için tevbeme bir kez daha tevbe etmeyi nasib eyle.
Amin.
Vesselam…

müzik ruhun…

Son günlerde içimi çekip götüren ve yaşantımla paralel bir şekilde halimi arz eden güzel şarkı. Böyle şarkıları dinleyince duygularımı ifade etmek konusunda ne kadar beceriksiz olduğumu düşünüyorum. Neyse ki bizim beceriksizliğimizi ört bas eden üstatlar var. 🙂 iyi dinlemeler…