SOSYAL “YARA”

BU YAZIYA NEREDEN BAŞLAYACAĞIMI BİLEMİYORUM. ÇÜNKÜ YAZACAKLARIM BİR DÜŞÜNCEDEN ÖTE BİR KALP SANCISININ ÜRÜNÜDÜR.

Son iki-üç gündür aslında son yirmi yılın tablosunu bir kez daha özet şeklinde okuduk ve gözlemledik sosyal medyada. Ve tekrar tekrar gördük ki; cehaletimiz bilinçsizliğimiz, üstüne bireysel olarak ukalalığımız,kendimizden başkasını beğenmemişliğimiz, toplumsal olarak ise ideoloji ve sözde düşünce ürünleri üzerinden yürütülen düşmanlıklar..fb_icon_325x325

Allah’ım nereden başlarsam derdimi en iyi anlatırım diye inliyor kelimelerim ve üç gündür bu yazıyı erteliyorum. 

3-5 aydır facebook kullanıcısı olan ben ve içine düştüğüm bu handikap herhalde hepimizin içinde bir yerlerde yaralar açmış durumda.  sözde özgür bir ortamda, eğitimi “gizli bir kölelik”le şekillendirilen insanımızın nasılda cahil bırakıldığını izliyoruz. her paylaşım ve her yapılan yeni yorum ve hatta beğeni’ler acınılası değil oturup ağlanılası halde. en galiz küfürler hesap sorulmayacak bir cesaretle yapılabiliyor sahte kişilikler üzerinden. saldıran saldırana.. fikri ve düşüncesi ne olursa olsun kimseye küfretme, hakaret etme hakkımız diye bir kavramın olmadığını bilmek bir eğitim sonucu mudur yahut insan olmanın gereği mi takdirinize bırakıyorum.

Bir yanda yalan-yanlış tarih algısı yahut inançlar ne olursa olsun, inandığını söyleyen insanın takındığı o tavır; bilmiş ama cehaletin zirvesindeki halin özeti. her fırsatta “karşı” cenaha küfredip, “öteki”ne saldırmayı maharet bilen akıl yoksunu fikirlerin ürünü olsa gerek.

O (cc.)’na ve hesap gününe inanan bizlerin facebook sayfamıza her girip çıktığımız zamandan sonra artık tevbe ve istiğfarda bulunmamız gerektiği kanısındayım. durum o kadar ki, vahim. sw

bir inancı değil ideolojisiyle övünen kesim var ki; ahlak kelimesinden yoksun bir eğitimin üretim hatası; sanki en reel hakkı gibi küfredip aşağılamak karşı tarafı öylesine rahat öylesine hesapsız bir söylem içerisine girişmiş ki içler acısı.. bir de inancı ile meydana inenleri görüyoruz.. bizim asıl kalp sancımız burada başlıyor . yanlış anlaşılmasın insan olarak her kesime yönelik bir eleştiri yapma niyetindeyim yazımda..lakin dine ve inanca sahip olan insanın ahlaki olarak bireysel ve toplumsal olarak sorumluluğu olduğu öğretildi bize.. Efendimiz hadisinde demiyor muydu zira; “Hepiniz birer çobansınız”,diye… bazen yapılan yorumun o çoban olma kaygısıyla yapılmış olduğunu düşünmek istiyorum lakin, cehalet damarlarımıza o kadar işlemiş ki, kime nasıl hitap edeceğini bilemeyen bir tavırla kimi zaman bir ayetin hafife alınmasına sebep olabiliyor insanımız…hatta inkar seviyesini yükseltmesine sebep olabiliyor inkarcının..

peki ele geçen ne? dahası yaşı belki on – on iki yaş arası gençliğe adım atan çocuklar, böyle konuşulması, olunması gerektiğini zannediyorlar içten içe bir kanıksamayla.. tahribat öyle büyük ki, bu halden topluma karşı sorumluluğu olan bizler; okudukça, duydukça, gördükçe bir kanıksamanın sonucu mudur ne kendi kabuklarımızın içinde susmanın telaşındayız adeta.

Ya hu(!) yapmayalım, her konuda fikri farklılıklar olabilir, lakin kimsenin aşağılanmasını caiz kılmaz bu durum. Hiç bir inanç , hiç bir ideoloji küfretmeyi,hakaret etmeyi, tasvib etmez. Etmemeli. Öyleyse herhangi bir düşünce yahut inanca sahip olduğumuz iddiasındaki bizlere ne oluyor? Hangi kitaptan yahut hangi düşünürün felsefesinden öğreniyoruz bu çirkefliği??? Bizi böylesine uçuruma sürükleyen cesaret, sahte kimliklere sahip olabilmemiz midir? yahut  öbür dünyada hesap vermeyecek olduğumuz sanrısı mı?

Biz ki; günahkara değil, günaha kızılması gerektiğini öğreten bir medeniyetin evlatlarıyız. Çok mu edebiyat oldu diyorsunuz? Ne edebiyatı, yolumuzun altın kuralıdır bu ki; affeden O (cc) oldukça… Dolayısıyla bizim anlayışımız fikrin sahibine küfretmeyi bırakın, fikir ne olursa olsun, ne kadar yanlış ve ters olursa olsun, onu icra edende bir insandır anlayışı. O anlayışla bakar ve yaklaşırız muhatabımıza.

Hani yakın zamanda çekilen bir dizide güzel bir replik vardı; “ben yargıç değilim yargılamam, avukat değilim savunmam..Ben yalnız tek başıma bir şahidim.” işte bu şahit olma penceresini düşünce dünyamızın temel nişanesi yapabilsek ve o makamı en kıymetli makam bilsek.. zira bu dünya ekme mekanıdır. hasat zamanı henüz gelmemiştir.

Bizi bu hale koyan cehalete karşı; okumaya, anlamaya niyet ettim Allah rıza için diye başlamalı. vira Bismillah. 

Vesselam.

 

Reklamlar

ne demiştiniz?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s